
Bir zamanlar, Gülümse Vadisi adında neşe dolu bir yer vardı. Bu vadideki her şey gülüyor, şarkı söylüyor ve birbirini gıdıklıyordu. Ama vadinin en gizemli köşesinde, Ayışığı Ormanı'nda, kimsenin açamadığı bir kapı vardı. Bu kapı, sadece gıdıklanınca açılan sihirli bir kilit ile korunuyordu. Kapının üzerinde, gümüşten yapılmış, kocaman bir gülümseme şeklinde kilit vardı. Vadinin çocukları, Zeynep ve Can, bir gün bu kapıyı keşfettiler. Can, kapıyı itmeye çalıştı ama açılmadı. Zeynep, anahtar deliğine bakınca, içeriden minik kahkahalar duydu. 'Bu kapı gıdıklanmak istiyor olabilir mi?' diye düşündü Zeynep.

Zeynep ve Can, kapıyı gıdıklamak için fikirler üretmeye başladılar. Önce Can, elindeki tüylü kuş tüyü ile kilidin kenarlarını gıdıkladı. Kilit hafifçe titredi ve 'kıkır kıkır' güldü ama açılmadı. Sonra Zeynep, yapraklardan yaptığı minik fırça ile kilidin üzerini okşadı. Bu sefer kilit daha yüksek sesle güldü, 'hıhı hıhı!' ama yine açılmadı. Çocuklar biraz hayal kırıklığına uğramıştı. Tam o sırada, arkalarından tatlı bir ses duydular: 'Belki de birlikte gıdıklamayı denemelisiniz!' Dönüp baktıklarında, konuşanın Gıdık adında, turuncu tüylü, sevimli bir sincap olduğunu gördüler. Gıdık, 'Bu kilit, en saf kahkahayla açılır. Birlikte şarkı söyleyip onu gıdıklayalım!' dedi.

Üçü el ele tutuşup, kilidin etrafında bir daire oluşturdular. Gıdık, 'Gıdı gıdı gıdı, kahkaha burada!' diye bir şarkı başlattı. Zeynep ve Can da ona eşlik etti. Hep birlikte, kilidi minik parmak uçlarıyla gıdıklamaya başladılar. Önce kilit 'kıkır kıkır', sonra 'hah hah', en sonunda da 'VAH VAH VAH!' diye kahkaha atmaya başladı. Kapı, yavaşça içeriye doğru açıldı. İçeriden, ışıl ışıl bir ışık yayıldı. Çocuklar ve Gıdık, gözlerini kısarak içeri baktılar. Gördükleri manzara karşısında hayrete düştüler: İçerisi, rengarenk oyuncaklarla, uçan balonlarla ve dans eden hayvanlarla dolu, devasa bir oyun odasıydı! Burası, 'Neşe Hazinesi' olarak bilinen sihirli bir yerdi.
Neşe Hazinesi'nde, her şey canlı ve mutluydu. Peluş ayılar zıplıyor, tahta trenler şarkı söylüyor, legolar kendi kendine dans ediyordu. Odanın ortasında, altın bir tahtta oturan Kıkırdayan Kraliçe vardı. Kraliçe, gümüş bir elbise giymişti ve saçları gökkuşağı renklerindeydi. 'Hoş geldiniz, sevgili gıdıklayıcılar!' diye seslendi. 'Bu kapıyı, sadece saf bir kahkaha ve işbirliği ile açabilecek olanlar geçebilir. Siz bunu başardınız!' Kraliçe, onlara üç sihirli hediye verdi: Zeynep'e, üzgünleri güldüren bir düdük; Can'a, herkese neşe saçan bir top; Gıdık'a da, sonsuz fındık üreten bir çanta. 'Bu hediyeleri, Gülümse Vadisi'ndeki herkesi mutlu etmek için kullanın,' dedi Kraliçe.
Zeynep, Can ve Gıdık, Neşe Hazinesi'nde oyunlar oynayıp şarkılar söyledikten sonra, vedalaşma vakti geldi. Kıkırdayan Kraliçe, 'Kapıyı her zaman ziyaret edebilirsiniz, yeter ki kalbinizde neşe olsun,' dedi. Çocuklar, hediyelerini alıp kapıdan çıktılar. Arkalarından baktıklarında, kapının yavaşça kapandığını ve kilidin tekrar 'kıkır kıkır' güldüğünü duydular. Vadideki herkese hediyelerini gösterdiler. Zeynep'in düdüğü, kavga eden iki karıncayı güldürüp barıştırdı. Can'ın topu, yağmurlu bir günde güneş gibi parladı. Gıdık'ın çantasından çıkan fındıklarla, tüm orman hayvanları doydu. O günden sonra, Gülümse Vadisi daha da mutlu oldu ve herkes, gıdıklanmanın sihirli gücünü öğrendi. Zeynep ve Can, bazen Ayışığı Ormanı'na gidip kapıyı ziyaret eder, onu gıdıklayarak Neşe Hazinesi'ndeki dostlarıyla buluşurlardı.