
Uzun zaman önce, her dolunay gecesinde ormanın derinliklerinde görünmez bir pazar kurulurdu. Adına 'Gölge Pazarı' derlerdi. Bu pazarda, gündüzleri sıradan görünen her şeyin geceye özel gölgeleri satılırdı. Pazarın sahibi ise bilge mi bilge, yaşlı Usta Gölge'ydi. O, gecenin sessizliğinde, elindeki sihirli feneriyle en güzel gölgeleri toplar, onları özenle düzenlerdi. Bir gece, meraklı bir çocuk olan Ali, penceresinden ormanda dans eden ışıklar görünce dayanamadı ve pijamalarıyla sessizce evden çıktı. Ay ışığı onu adeta yönlendiriyordu. Ağaçların arasından ilerlerken, önünde rengârenk ışıklarla aydınlanmış küçük bir pazar alanı belirdi. Tezgâhlarda sallanan gölgeler, tıpkı bayraklar gibi dans ediyordu.

Ali, büyülenmiş gibi pazara yaklaştı. Usta Gölge, uzun beyaz sakalı ve sıcak gülümsemesiyle ona hoş geldin dedi. 'Merhaba küçük dostum, gölgelerden birini seçmek ister misin?' diye sordu. Ali etrafa şaşkın şaşkın bakındı. Bir tezgâhta kelebeğin kanat gölgesi, diğerinde çiçeklerin dans eden silüetleri, hatta bulut şeklinde süzülen bir kedi gölgesi vardı. 'Ama benim zaten bir gölgem var' diye mırıldandı Ali. Usta Gölge gülerek, 'Ah, bunlar sıradan gölgeler değil. Her biri özel bir anı, bir hayali ya da bir duyguyu saklar. Mesela bu kuş gölgesi, seni sabahları neşeyle uyandırır. Bu ağaç gölgesi ise hikâyeler fısıldar' diye açıkladı. Ali'nin gözleri parladı. 'Peki nasıl satın alacağım?' diye sordu. 'Para değil, küçük dostum' dedi Usta Gölge. 'Burada gölgeler, iyi bir kalp, güzel bir gülümseme ya da yardımsever bir davranış karşılığında verilir.'

Tam o sırada, minik bir kirpi, ağlamaklı bir şekilde tezgâha yaklaştı. 'Usta Gölge, geçen hafta aldığım meşe palamudu gölgemi kaybettim' diye hıçkırdı. Ali hemen yanına gidip, 'Merak etme, senin için yeni bir tane buluruz' dedi. Kirpiye gülümsedi ve elini uzattı. Usta Gölge bu nazik davranışı görünce, tezgâhtan parlayan altın rengi bir gölge çıkardı. 'İşte bu, yardımseverlik gölgesi. Sen kirpiye yardım etmek istedin, bu gölge artık senin' dedi. Gölge, Ali'nin eline konduğunda, yumuşacık bir ışık yaydı. Kirpi de mutlulukla sevinçten hopladı. Usta Gölge, 'Bu gölgeyi yastığının altına koyarsan, rüyalarında sana yardım etmek isteyen herkese nasıl destek olacağını gösterir' diye fısıldadı. Ali, minik kirpiye veda edip, yeni gölgesine bakarken, pazarda daha neler olduğunu merak etmeye başladı.
Ali, pazarı dolaşmaya devam etti. Bir köşede, utangaç bir kız çocuğu, konuşma gölgesi arıyordu. Çünkü sınıfta sunum yapmaktan çok korkuyordu. Ali, yanına gidip, 'Ben de ilk başta çekinmiştim ama Usta Gölge'nin gölgeleri sihirli' diyerek onu cesaretlendirdi. Birlikte Usta Gölge'ye gittiler. O da onlara mavi bir kuş gölgesi verdi. 'Bu gölge, kelimelerini kanatlandırır' dedi. Kız, gölgeyi aldığında yüzünde bir güven belirdi. Biraz ileride, yaşlı bir baykuş, kaybolan gece görüşü gölgesini arıyordu. Ali ve yeni arkadaşı, ellerindeki sihirli gölgelerin ışığıyla ormanda baykuşa yardım ettiler. Her iyilik yaptıklarında, gölgeleri daha da parlaklaşıyordu. Usta Gölge, onları izlerken gururla gülümsüyordu. 'Gölgeler paylaştıkça çoğalır' diye mırıldandı kendi kendine.
Pazarın kapanma vakti yaklaşırken, Usta Gölge, Ali'yi yanına çağırdı. 'Bugün burada öğrendiklerini asla unutma' dedi. 'Gerçek gölgeler ışığın yokluğunda oluşur ama kalpteki iyilik ışığı hiç sönmez. Bu pazar, aslında herkesin içinde var. Sadece biraz cesaret ve merakla keşfedilmesi gerek.' Ali, bilge adamın sözlerini düşünürken, etrafındaki tüm gölgeler yavaş yavaş sönmeye başladı. Pazar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kayboluyordu. Ali, evine dönerken, cebindeki altın gölgenin hâlâ hafifçe parladığını fark etti. Yatağına girdiğinde, gölgeyi yastığının altına koydu. O gece, rüyasında tüm arkadaşlarına yardım ettiği güzel bir dünya gördü. Uyanınca, artık gölgelerin sadece karanlık lekeler olmadığını biliyordu. Onlar, içimizdeki iyiliğin ve hayal gücünün yansımalarıydı. Ve bir sonraki dolunay gecesini iple çekmeye başladı.