
Uyku Şehri, adı gibi her gece huzurla uykuya dalan bir yerdi. Şehrin tam ortasında, yüz yıldır tık tık çalışan bir saat kulesi vardı. Kulenin adı Tik Tak Kulesi'ydi. Gündüzleri normal bir saat gibi çalışır, akrep ve yelkovanıyla zamanı gösterirdi. Ama geceleri, özellikle de ay ışığının en parlak olduğu gecelerde, Tik Tak Kulesi tuhaf bir şey yapmaya başladı. Normal tık tık sesleri yerine, yumuşak, derinden gelen bir 'dıgım dıgım' sesi çıkarıyordu. Tıpkı bir kalbin atışı gibi! Küçük Zeynep ilk kez bu sesi duyduğunda, yatağından kalkıp penceresinden kulenin ışıklı yüzüne baktı. 'Anne!' diye seslendi, 'Saat kulesi kalp atışı gibi ses çıkarıyor!' Annesi gülümsedi: 'Belki de uykusunda rüya görüyordur, tatlım. Saat kuleleri de canlıdır, bilir misin?'

Ertesi gece Zeynep, kulenin sırrını çözmeye karar verdi. En iyi arkadaşı Can'ı da yanına aldı. Geceyarısına yakın, sessizce evlerinden çıkıp şehir meydanına doğru yürüdüler. Ay, Tik Tak Kulesi'nin üzerine gümüşi bir ışık döküyordu. Yaklaştıkça, 'dıgım dıgım' sesi daha da belirginleşti. Tam kuleye yaklaşmışlard ki, kulenin en üst penceresinden minik, altın rengi bir ışık süzüldü. Işık, kanat çırparak yanlarına geldi! Bu, küçük bir saat meleğiydi. 'Merhaba,' dedi nazikçe, 'Ben Zaman'ın Küçük Bekçisi'yim. Tik Tak'ın neden böyle sesler çıkardığını merak ediyorsunuz, değil mi?' Zeynep ve Can heyecanla başlarını salladılar.

Küçük Bekçi anlatmaya başladı: 'Çok uzun zaman önce, bu kule sadece taş ve çarklardan ibaretti. Soğuk ve sessizdi. Ta ki, Uyku Şehri'nin ilk çocuğu doğana kadar. O gece, sihirli bir şey oldu. Tüm şehir uyurken, yeni doğan bebeğin minik kalp atışları, yıldızlar aracılığıyla kuleye ulaştı. O andan itibaren, Tik Tak Kulesi şehrin kalbi oldu. Geceleri, özellikle de çocuklar derin uykudayken, onların huzurlu rüyalarını ve mutlu kalp atışlarını toplar. Bu sesler, kulenin içindeki özel bir odada saklanır. 'Dıgım dıgım' sesi, aslında yüzlerce çocuğun birleşen neşeli kalp ritimleridir!'
'Peki neden bunu yapıyor?' diye sordu Can merakla. Küçük Bekçi kanatlarını çırptı: 'Çünkü bu toplanan neşe ve huzur, ertesi günün güneş ışığına karışır. Sabah olduğunda, bu sihirli kalp atışları güneşle birlikte şehrin her köşesine yayılır. İşte bu yüzden Uyku Şehri'nde insanlar genellikle mutlu uyanır, kuşlar daha güzel şarkı söyler ve çiçekler daha parlak açar. Tik Tak Kulesi, şehrin görünmez neşe deposudur!' Zeynep'in gözleri parladı: 'Yani biz uyurken, kalp atışlarımız kulenin kalbi oluyor, öyle mi?' 'Aynen öyle,' diye onayladı Küçük Bekçi.
Küçük Bekçi, onları kulenin içindeki özel odaya götürmeye karar verdi. Dar, döner bir merdivenden çıktılar. Oda, yumuşak altın ışıklarla doluydu. Duvarlarda, minik, nabız atan ışık topları asılıydı. Her biri farklı bir ritimde parlıyordu. 'Şu mavi olan,' dedi Küçük Bekçi bir tanesini işaret ederek, 'dün gece güzel bir rüya gören Ali'nin kalp atışı. Şu pembe olan ise, bugün doğum günü olan Elif'in heyecanlı ritmi.' Zeynep, odanın merkezinde duran büyük, kristal bir çarka dokundu. Çark, tüm minik kalp atışlarını birleştirip uyumlu bir 'dıgım dıgım'a dönüştürüyordu.
Küçük Bekçi ciddi bir ifadeyle konuştu: 'Bu sırrı saklamamız çok önemli. Eğer insanlar bunu bilirse, bazıları kasıtlı olarak mutlu olmaya çalışabilir ve bu doğallığını kaybeder. Sihir, sadece saf, içten gelen mutlulukta işler. Siz ikiniz bu sırrı öğrendiniz, çünkü kalpleriniz merak ve iyilikle doluydu. Şimdi siz de bu sihrin bir parçasısınız. Uyuduğunuzda, kalp atışlarınız buraya ulaşacak ve şehrin neşesine katkıda bulunacak.' Can sordu: 'Peki ya üzgün veya korkmuş uyursak?' Küçük Bekçi gülümsedi: 'Endişelenmeyin. Tik Tak Kulesi o zaman da sihir yapar. Üzüntüyü alır, onu yıldızlar aracılığıyla uzaklara gönderir ve yerine huzur getirir. Bu yüzden genellikle kötü bir rüyadan sonra bile sabah daha iyi hissedersiniz.'
Artık gece ilerlemişti. Zeynep ve Can, evlerine dönmek üzere kuleden ayrıldılar. Küçük Bekçi onlara veda ederken, 'Unutmayın,' dedi, 'Her gece uykuya daldığınızda, kalbiniz şehrin kalbiyle birlikte atıyor. Bu yüzden her zaman içten ve neşeli olmaya çalışın. İyi geceler, küçük bekçiler.' Eve dönerken, ikisi de kulenin 'dıgım dıgım' sesini dinledi. Artık o ses onlar için korkutucu değil, tanıdık ve sevgi dolu geliyordu. Zeynep, 'Bundan sonra,' dedi Can'a, 'uyumadan önce mutlu şeyler düşüneceğim, böylece kalp atışım şehre daha çok neşe katabilir.'
O günden sonra, Zeynep ve Can her gece huzurla uyudular. Bazen pencerelerinden Tik Tak Kulesi'ne bakıp gülümsediler. Kuleden gelen her 'dıgım dıgım' sesi, onlara şehrin ne kadar özel olduğunu hatırlattı. Büyüdüklerinde, bu sırrı kendi çocuklarına anlattılar. Uyku Şehri, Tik Tak Kulesi'nin sihirli kalp atışları sayesinde hep mutlu ve huzurlu kaldı. Ve eğer bir gün geceyarısına yakın bir saat kulesinin kalp gibi attığını duyarsanız, bilin ki orada bir Küçük Bekçi çalışıyordur ve sizin huzurlu uykunuz, dünyaya biraz daha neşe katmak üzeredir. İyi geceler, tatlı rüyalar, ve kalbinizin her zaman neşeyle atması dileğiyle.