
Ormanın en sevimli kahverengi ayı yavrusu Pofuduk, bir sonbahar akşamı annesinin mağarada sıcacık bir yuva hazırladığını görünce içi sıkıldı. 'Anne, ben kış uykusuna yatmak istemiyorum!' diye mırıldandı. 'Bütün kış boyunca uyumak çok sıkıcı. Kardan adam yapmak, karla oynamak varken neden uyuyalım ki?' Annesi gülümseyerek, 'Ama yavrum, biz ayılar böyleyiz. Kışın yiyecek bulmak zor, hava soğuk. Uyuyarak enerjimizi koruruz' dedi. Pofuduk ise inatla, 'Ben denemek istiyorum. Belki kış da çok eğlencelidir!' diye düşündü. O gece, annesi ve kardeşleri derin bir uykuya dalarken, Pofuduk mağaranın ağzına kadar sürünerek dışarı çıktı. Ay ışığı karlı ormanı gümüş gibi parlattığı için etrafı görebiliyordu. 'İşte özgürlük!' diye fısıldadı.

Pofuduk ilk önce karların üzerinde zıplayarak eğlendi. Patileriyle minik izler bırakıyor, etrafta sıçrayan sincapları izliyordu. Ama bir süre sonra karnı guruldadı. Normalde annesi onu lezzetli böğürtlenler ve bal ile beslerdi, ama şimdi her yer karla kaplıydı. Bir çalının altında kuru meşe palamutları buldu, ama onlar çok sert ve tatsızdı. Üşümeye de başlamıştı. Kürkü kalın olmasına rağmen, rüzgar kulaklarını donduruyordu. Tam o sırada, yakındaki bir çam ağacından bilge bir baykuşun sesi duyuldu: 'Uhuuu! Küçük ayı, bu saatte dışarıda ne arıyorsun?' Pofuduk, 'Kış uykusuna yatmak istemedim, ama şimdi biraz üşüyorum ve acıktım' diye itiraf etti. Baykuş, 'Gel, seni biraz ısıtayım' dedi ve dalları arasındaki sıcak yuvasına davet etti.

Baykuşun yuvasında, Pofuduk yumuşak tüyler arasında biraz ısındı. Baykuş ona kışın gizemlerini anlatmaya başladı: 'Biz baykuşlar kış uykusuna yatmayız, çünkü geceleri avlanırız. Ama her canlının bir ritmi vardır. Bak, kar taneleri nasıl da yavaşça dans ediyor. Onlar kışın şarkısını taşır.' Pofuduk merakla, 'Kışın şarkısı mı?' diye sordu. Baykuş, 'Evet, doğanın sessiz müziği. Sen uyurken, kış ormanı temizler, toprağı dinlendirir, ilkbahar için hazırlık yapar. Belki senin görevin de bu şarkıyı dinlemek ve rüyalarında baharı hayal etmektir' dedi. Pofuduk düşündü: Belki de annesi haklıydı. Uyumak sadece dinlenmek değil, aynı zamanda güzel şeyler hayal etmekti.

Tam o sırada, uzaktan annesinin endişeli sesi duyuldu: 'Pofuduk, neredesin?' Pofuduk hemen aşağı atladı ve annesine koştu. 'Anne, özür dilerim. Kışı merak etmiştim, ama baykuş bana kışın şarkısını anlattı. Belki uyuyarak da güzel şeyler yapabilirim' dedi. Annesi onu sevgiyle kucakladı: 'Merak etmen çok normal, yavrum. Ama şimdi gel, senin için hazırladığım sıcak yuvamızda hep birlikte uyuyalım. Rüyalarında karla oynayabilir, kardan adamlar yapabilirsin.' Pofuduk, baykuşa el salladı: 'Teşekkür ederim! İlkbaharda uyanınca sana kış rüyalarımı anlatacağım!' Baykuş gülümseyerek, 'Uhuuu! İyi uykular, küçük ayı!' diye karşılık verdi.

Pofuduk mağaraya döndü ve kardeşlerinin yanına kıvrıldı. Gözlerini yumduğunda, baykuşun dediği kış şarkısını duymaya başladı: Rüzgarın uğultusu, kar tanelerinin fısıltısı, yıldızların parıltısı... Rüyasında, karlı bir ormanda dans ediyor, donmuş bir gölde buz pateni yapıyor ve kocaman bir kardan ayı inşa ediyordu. En güzeli, rüyasında hiç üşümüyor ve acıkmıyordu! Uyku, ona tüm kış eğlencesini yaşatıyordu. Annesi, onun tatlı bir gülümsemeyle uyuduğunu görüp rahatladı. Pofuduk artık anlamıştı: Kış uykusu, bir ceza değil, doğanın bir armağanıydı. İlkbahar geldiğinde, uyanıp taze çiçek kokularıyla dolu bir dünyayı keşfedecekti. O gece, ormandaki tüm ayılar derin ve huzurlu bir uykuya daldı, her biri kendine özgü kış şarkılarını dinleyerek.