
Sessizlik Sokağı'nın en ucunda, minik, sevimli bir ev vardı. Bu evin öyle tuhaf bir özelliği vardı ki: içi dışı sessizlikle doluydu! Pencerelerinden kuş cıvıltıları bile zor duyulur, rüzgar usulca perdelere dokunurdu. Evin sahibi Bay Sessiz, artık yaşlanmıştı ve bu sessiz evi kiraya vermeye karar verdi. Kapının önüne büyük, rengarenk bir tabela astı: 'SESSİZLİK KİRALIK. Sadece sakin kiracılar.'

İlk gelen kiracı, konuşmayı çok seven bir papağandı. Adı Cico'ydü. 'Burada çok mutlu olacağım!' diye bağırdı içeri girer girmez. Ama ev tuhaf bir şey yaptı. Cico ne zaman konuşmaya kalksa, sözcükleri ağzından pamuk gibi yumuşak, sessiz baloncuklar olarak çıkıyordu! Cico şaşkındı. 'Bu nasıl iş?' diye sordu, ama sadece renkli baloncuklar uçtu. Sessizlik evi, yüksek sesleri kabul etmiyordu. Cico bir süre baloncuk çıkarmaya çalıştı, sonra 'Benim için burası çok sakin,' deyip gitti.

Ardından, davul çalmayı çok seven bir ayıcık geldi. Adı Bombo'ydu. 'Bu evde harika provalar yapacağım!' diye düşündü. İlk davul vuruşunu yaptığı anda, davuldan 'POM!' diye bir ses çıkmak yerine, dev bir lale çiçeği fırladı! İkinci vuruşta, bir sürü kelebek uçuştu. Bombo'nun davulu, gürültü yerine güzellikler üretiyordu. Bombo biraz eğlendi ama sonunda, 'Ben patırtılı sesleri seviyorum,' deyip ormandaki mağarasına döndü.
Bay Sessiz biraz üzülmüştü. Acaba ev hiç kiracı bulamayacak mıydı? Derken kapı çalındı. Gelen, gözleri büyük, utangaç bir kız çocuğuydu. Adı Mina'ydı. Mina çok yumuşak bir sesle, 'Merhaba,' dedi. 'Ben... bazen her şeyin çok sesli olduğu yerde yaşamak zor geliyor. Burada biraz dinlenebilir miyim?' İçeri adımını attığı an, ev sanki bir iç çekişle rahatladı. Duvarlar ılık bir ışıkla parladı.
Mina, evdeki sessizliği hemen sevdi. Kitaplarını okurken sayfaların hışırtısı, evin kabul ettiği tek sesti. Resim yaparken fırçanın tuvale değmesi, usul bir fısıltı gibiydi. Bir gün, pencereden dışarı bakarken, komşu bahçedeki sincabın cevizleri yuvasına taşırken çıkardığı 'cızırtı' sesini duydu. Normalde bu ses evde duyulmazdı, ama Mina o kadar mutluydu ki, gülümsedi. Ve işte o anda, evin tavanından minik, ışıltılı notalar düşmeye başladı.
Mina anladı ki, bu ev mutlak bir sessizlik evi değildi. İçine sevgi ve huzur dolunca, en güzel sessizliklerin bile içinde küçük, kıymetli seslerin saklanabileceğini öğreten bir evdi. Cıvıl cıvıl bir ses değil, ama kalbin atışı gibi, yaprağın kıpırtısı gibi sesler... Bay Sessiz, Mina'yı görünce çok sevindi. Sonunda ev, gerçek bir arkadaş bulmuştu. Birlikte, bahçeye kuşlar için sessiz su şırıltılı bir havuz yaptılar.
Sessizliğin Kiralık Evi artık kiralık değildi. Mina ve Bay Sessiz orada birlikte yaşamaya başladılar. Bazen Cico papağan ziyarete gelir, sessiz baloncuklarla haberleşirdi. Bombo ayıcık da davulunu getirir, odanın ortasında rengarenk çiçekler ve kelebekler oluştururdu. Ev, sevgi dolu, yumuşak seslerle doldu. O gece, Aydede pencereden içeri baktı ve gülümsedi. Dünyanın en huzurlu evlerinden birinin, biraz sessizlik ve bir kalp dolusu sevgiyle nasıl şenlendiğini görmek ne güzeldi!